Zürih Başkonsolosu Büyükelçi Fazlı Çorman Beyefendi’den EuroTürk Medya’ya Özel Açıklamalar

Alpin Karagözoğlu
Tarafından
10 Dakika Okuma

EuroTürk Medya ekibinin 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle gerçekleştirdiği Zürih Başkonsolosluğu ziyaretinin ardından, T.C. Zürih Başkonsolosu Büyükelçi Sayın Fazlı Çorman gazetemize çok özel açıklamalarda bulundu. Heyet kabulünün ardından gerçekleştirilen bu ufuk açıcı mülakatta, İsviçre’deki Türk toplumunun geleceğinden konsolosluk hizmetlerindeki dijitalleşme reformlarına, Türkçe eğitiminin öneminden Türkiye-İsviçre ilişkilerindeki stratejik fırsatlara kadar gurbetçi vatandaşlarımızı yakından ilgilendiren birçok hayati konu masaya yatırıldı. Gerçekleştirilen görüşme ve ziyaret programında, T.C. Zürih Başkonsolosluğu Başkonsolos Yardımcısı Sayın Furkan Yılmaz da hazır bulunarak görüşmelere iştirak etti.

Avrupa’da yaşayan Türk toplumunun mevcut potansiyelini, karşılaşılan yapısal eksiklikleri ve yeni neslin aidiyet dinamiklerini samimi bir dille değerlendiren Büyükelçi Çorman’ın, resmi kurumlardaki randevu yoğunluklarının arka planından e-devlet ve e-tebligat sisteminin sunduğu büyük kolaylıklara kadar rehber niteliğindeki açıklamalarıyla sizleri baş başa bırakıyoruz.

İşte İsviçre’de yaşayan Türk toplumunun dünü, bugünü ve yarınına ışık tutacak o çok özel röportajın tam metni:

 

İsviçre’de yaşayan Türk toplumunun en güçlü yönü sizce nedir?”

İsviçre’de yaşayan Türk toplumunun en güçlü iki yönünü söylemek isteseydim, bunlar çalışkanlık ve iki kültürü bir arada taşıyabilme kabiliyeti olurdu. 

Vatandaşlarımız yıllardır bulundukları toplumun bir parçası olurken aynı zamanda kendi kültürel kimliklerini de korumaya çalışmaktadırlar. Eğitimden ticarete, akademiden sanata kadar birçok alanda başarı hikayeleri görmek bizleri gururlandırıyor.

“İsviçre’de Türk gençlerinin geleceği konusunda en çok neye dikkat edilmesini önerirsiniz?”

Gençlerimizin iyi eğitim almaları, çok dilli yetişmeleri ve özgüvenlerini korumaları çok önemli. Aynı zamanda kendi kimliklerinden uzaklaşmadan, yaşadıkları toplumla güçlü bağ kurmaları gerekiyor. Bugünün dünyasında sadece akademik başarı değil; iletişim becerisi, teknolojiye hakimiyet ve kültürel farkındalık da büyük önem taşıyor.

Çocuklarımızın kendi kültürlerini unutmamaları, ayrı bir başlık açılması gereken konu. Bu özellik sayesinde, yani farklı kültürlere aşina olmaları sayesinde, çocuklarımız bu zorlu hayatta her zaman ayrıcalıklı konuma gelmekte, bu özelliğe sahip olmayan diğer çocuklardan olumlu olarak ayrışmaktadırlar.

“Yeni nesilde Türkçe ve kültürel bağlılık konusunda bir zayıflama görüyor musunuz?”

Küreselleşme ve dijitalleşmenin etkisiyle tüm diaspora toplumlarında benzer süreçler yaşanıyor. Ancak bunu yalnızca bir zayıflama olarak değil, yeni kuşakların farklı bir aidiyet biçimi geliştirmesi olarak da değerlendirmek gerekir. 

Her yeni jenerasyonla birlikte kültürel bağlılıkta azalma olabiliyor; fakat bir süre sonra, çocuklar kendi kültürlerini sahiplenip, bunun sunduğu avantajları da görebiliyorlar. Karşımıza buna benzer çok fazla örnek çıkıyor. Çeşitli sebeplerle Türkçe dahi öğrenememiş çocuklar bizlerle görüşüp, hem Türkçe öğrenme hem de tüm kültürel etkinliklerimize katılma konusunda istekli oluyorlar. Hatta bu kişiler kendi çocuklarını bu sahiplenme kapsamında yetiştiriyorlar. Yani azalan kültürel bağlılık, bir süre sonra yeniden güçlenerek ortaya çıkıyor.

Burada ailelere büyük görev düşüyor. Evde Türkçe konuşulması, çocukların Türkiye ile bağlarının canlı tutulması ve kültürel faaliyetlere katılımlarının teşvik edilmesi çok önemli.

Ayrıca bildiğiniz üzere her yaş seviyesi için Türkçe kurslarımız mevcut. Türkiye’den gelen öğretmenlerimiz çocuklarımıza Türkçe öğretiyorlar. Ailelerin bu olanaklardan yararlanmaları gerekiyor.

“İsviçre’de Türk toplumunun en büyük eksikliği sizce nedir?”

Toplumumuzun çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Ancak zaman zaman ortak hareket etme kültürünün daha da güçlendirilmesine ihtiyaç olduğunu görüyoruz. 

Eğitim, sivil toplum, ekonomi ve gençlik alanlarında daha fazla dayanışma ve kurumsallaşma, toplumumuzun görünürlüğünü ve etkisini artıracaktır.

“Türk vatandaşlarımızın İsviçre’de daha güçlü bir konuma gelmesi için ne yapılmalı?”

Eğitime yatırım yapılması, gençlerin siyasette, kamu kurumlarında, akademide ve özel sektörde daha görünür hale gelmesi çok önemli. 

Malumunuz olduğu üzere artık İsviçre siyasetinde birçok Türk kökenli siyasetçileri görüyoruz. Bu mutluluk veren bir durum. 

Bunun yanında vatandaşlarımızın yaşadıkları ülkenin hukuk sistemini, toplumsal yapısını ve demokratik mekanizmalarını iyi tanımaları gerekir. Başarı hikayelerinin çoğalması toplumun tamamına olumlu yansıyor.

Konsolosluk Hizmetleri

“Vatandaşlarımızın konsolosluk işlemlerinde en çok yaşadığı sorunlar nelerdir?”

Bize yansıyan sorunların başında, vatandaşlarımızın randevu saatlerinde hizmet almalarında gecikmeler yaşanması konusu. Yani bir vatandaşımız örneğin saat 10’daki randevusuna geliyor fakat işlemi 10:20’de yapılabiliyor. Bu ise vatandaşlarımız tarafından hoş karşılanmayabiliyor.

Bu konunun aslı şöyle: Vatandaşlarımız tek bir işlem için randevu alıp, işlem esnasında farklı hizmet talep edebiliyorlar. Durum böyle olunca, sistem örneğin bir vatandaşımız için 10 dakika ayırmışsa, ilave işlemler sebebiyle bu süre 20 dakikaya çıkabiliyor. Bu ise, sırada olan vatandaşın daha fazla beklemesine sebep oluyor.

Vatandaşlarımız randevu alırken, yapılmasını istedikleri her işlem için randevu almaları halinde bu aksamaları azaltabileceğimize inanıyoruz.

Bir de, yapılması gereken basit konsolosluk işlemlerinin vatandaşlarımız tarafından geciktirilmesi ve bir aciliyet anında bu işlemlerin tek seferde hızlıca yaptırılma ihtiyacının ortaya çıkması meselesi var. Bunun için, yapılması gereken basit konsolosluk işlemlerinin zamanlıca, geciktirilmeden yerine getirmesini tavsiye ediyoruz.

 “Başkonsolosluk olarak dijitalleşme ve hizmet kolaylığı konusunda yeni çalışmalar var mı?”

Dışişleri Bakanlığımız ve ilgili kurumlarımız son yıllarda dijital konsolosluk hizmetlerine büyük önem veriyor. Birçok işlem artık çevrim içi takip edilebiliyor veya ön başvuru sistemiyle yürütülüyor. Bizler de vatandaşlarımızın işlemlerini daha hızlı ve erişilebilir hale getirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

“Vatandaşlarımızın en çok dikkat etmesi gereken resmi konular hangileri?”

Bildiğiniz üzere her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı adresini beyan etmekle yükümlüdür. O yüzden adres değişikliklerinde bunu Başkonsolosluğumuza gelerek beyan etmeleri faydalı olacaktır.

Ayrıca yine malumunuz olduğu üzere ülkemizde kullanılan e-devlet sistemi oldukça kapsamlı ve dünyada örneğine az rastlanır bir sistem. Bu sistem vatandaşlarımıza birçok konuda çevrim içi hizmet sunuyor. Bu özelliklerden birisi de e-tebligat. Vatandaşlarımız e-tebligata kayıtlarını bir defaya mahsus olarak Başkonsolosluğumuza gelip yaptırırlarsa, tüm hukuki süreçlerini bu sistem üzerinden takip edebilirler.

Bu arada hatırlatmam gerekirse, e-devlet şifreleriniz şahsa özeldir ve kimseyle paylaşılmaması gerekir.

“İsviçre’de yaşayan gençlerin Türkiye ile bağını güçlendirmek için projeler düşünüyor musunuz?”

Gençlerimizin Türkiye ile bağlarını güçlendirecek kültürel, akademik ve sosyal projeleri çok önemsiyoruz. Gençlerin Türkiye’yi sadece tatil yapılan bir ülke olarak değil; tarihini, kültürünü, bilimini ve ekonomik potansiyelini tanıyarak görmelerini istiyoruz. Bu doğrultuda ilgili kurumlarımızla müşterek çeşitli etkinlikler, ziyaret programları ve gençlik buluşmaları planlıyoruz.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığımız bu konularda oldukça aktif. İsviçre’deki hem Türk hem de yabancı gençler için her sene bu doğrultuda kültürel ve tanıtıcı faaliyetler düzenleniyor.

Hem Zürih Başkonsolosluğu olarak bizler hem Cenevre Başkonsolosluğumuz hem de Bern Büyükelçiliğimiz olarak çeşitli vesilelerle gençlerimiz için etkinlikler düzenliyor ve kendileriyle bir araya geliyoruz.

Öte yandan, geleceğin yöneticileri, sanatçıları, sporcuları ve birçok önemli pozisyona gelecek İsviçreli gençleri de Türk kültürüyle tanıştırmaya çalışıyoruz. Bu doğrultuda, gymnasium öğrencilerini ülkemize götürüp Türkiye tarihi ve kültürünü tanıtma girişimlerimiz oldu. Bu tür tanıtım faaliyetlerine önem vermekteyiz.

Aile & Gençlik

“İsviçre’de büyüyen Türk çocukları için ailelere en önemli tavsiyeniz nedir?”

Çocukların hem yaşadıkları ülkeye uyum sağlamaları hem de kendi kültürel kimliklerini korumaları gerekir. Bu ikisi birbirine zıt değil, aksine birbirini güçlendiren unsurlardır. Ailelerin çocuklarıyla güçlü iletişim kurmaları, Türkçe’yi günlük hayatın bir parçası haline getirmeleri ve çocukların kültürel enginlik konusundaki özgüvenini desteklemeleri çok önemli.

Çünkü bizler biliyoruz ki, daha önceden de söylediğim üzere, kültürel zenginliğe sahip gençler, hayatta bir adım öndelerdirler.

“Gençlerde aidiyet duygusunun korunması için neler yapılmalı?”

Aidiyet yalnızca söylemle değil, yaşatarak güçlenir. Gençlerin kültürel faaliyetlere, spora, sanata ve toplumsal projelere katılması teşvik edilmeli. Aynı zamanda gençlerin kendilerini hem Türkiye’ye hem yaşadıkları topluma ait hissedebilecekleri sağlıklı bir denge kurulması gerekir.

“Sosyal medya çağında Türk aile yapısını korumak sizce zorlaştı mı?”

Dijital çağ aile yapısını sadece Türk toplumunda değil, tüm dünyada etkiliyor. Önemli olan teknolojiyi tamamen reddetmek değil, bilinçli kullanımı teşvik etmek. Aile içi iletişim güçlü olduğu sürece sosyal medyanın olumsuz etkileri daha sağlıklı yönetilebilir.

Türkiye – İsviçre İlişkileri

“Türkiye ile İsviçre arasındaki ilişkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?”

Türkiye ile İsviçre arasında köklü ve çok boyutlu ilişkiler bulunuyor.

İlişkilerin, gerçekte bulunan iş birliği potansiyelinin altında olduğunu düşünüyorum. 

Ticaret, yatırım, eğitim, bilim, teknoloji ve kültürel alanlarda önemli bir iş birliği potansiyeli mevcut. İsviçre’de yaşayan Türk toplumu da iki ülke arasında doğal bir köprü görevi görüyor. Bu potansiyeli, her iki tarafın da çabasıyla kullanmak lazım.

“İki ülke arasında özellikle hangi alanlarda daha büyük iş birlikleri mümkün?”

Özellikle teknoloji, inovasyon, finans, yapay zekâ, yükseköğretim ve sürdürülebilirlik alanlarında önemli fırsatlar görüyoruz. İsviçre’nin araştırma ve inovasyon kapasitesi ile Türkiye’nin dinamik üretim gücü birbirini tamamlayabilecek nitelikte.

“İsviçre’de yaşayan Türk iş insanları Türkiye için nasıl bir köprü olabilir?”

İş insanlarımız sadece ekonomik değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal anlamda da önemli bir bağ oluşturuyor. 

İki ülke arasındaki yatırım, ticaret ve girişimcilik ilişkilerinin gelişmesinde diaspora iş dünyasının rolü çok değerli. 

Özellikle genç girişimcilerin uluslararası ağlara erişimi konusunda önemli katkılar sağlayabileceklerine inanıyoruz.

 

Bu Makaleyi Paylaş
2 yorum
  • Saygıdeğer Büyükelçim,
    Fazli Corman beyefendi

    Öncelikle bugün göstermiş olduğunuz nazik ev sahipliğiniz ve samimi kabulleriniz için zat-ı alinize içten teşekkürlerimi arz etmek isterim.

    Bununla birlikte, engin tecrübeleriniz, gündeme dair konulara hâkimiyetiniz ve özellikle İsviçre’de yaşayan Türk toplumunu yakından ilgilendiren önemli başlıklara ilişkin kıymetli değerlendirmelerinizin, vatandaşlarımız açısından son derece önemli ve yol gösterici olduğuna inanıyorum.

    İlgi ve destekleriniz için tekrar teşekkür eder, zat-ı alinize en derin saygılarımı sunarım.

    Levent Karaağaç

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir