Avrupa’da Yeni Eksen: Türkiye ve Fransa mı?

Tarafından
Haber Merkezi
TarafındanHaber Merkezi
5 Dakika Okuma

ABD’nin gelecekteki güvenlik politikalarındaki belirsizlikler, Avrupa ülkelerini yeni diplomatik ve askeri arayışlara itiyor. İddialara göre, uzun süredir Suriye, Ermenistan ve Doğu Akdeniz gibi başlıklarda fikir ayrılıkları yaşayan Türkiye ve Fransa, ilişkilerinde yeni bir sayfa açma hazırlığında olduğu iddia ediliyor. Gazete Oksijen’in Middle East Eye’a dayandırdığı özel haberine göre, Paris yönetimi Avrupa’nın gelecekteki güvenlik mimarisinde Türkiye’yi kilit bir aktör olarak konumlandırıyor.

“Gönüllüler Koalisyonu” ve Türkiye’nin Kritik Rolü

Fransa’nın öncülüğünü yaptığı ve Avrupa’ya kendi içinde bağımsız güvenlik garantileri sunmayı hedefleyen “Gönüllüler Koalisyonu”  girişimi, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana kıta Avrupası’nda NATO dışında kurulan ilk kapsamlı askeri organizasyon olma özelliğini taşıyor. Batılı diplomatik kaynakların iddialarına göre Fransa, bu yeni yapının inşasında Türkiye’nin katılımını ve ortaklığını stratejik bir temel taş olarak değerlendiriyor.

Bu diplomatik yönelimin arka planında Türkiye’nin son dönemde attığı adımlar yatıyor. Ankara’nın Moskova ile ilişkilerinde yaşanan değişimler, liderler düzeyindeki temasların azalması ve Türkiye’nin Batı’nın Rusya yaptırımlarına yönelik artan uyumu, Paris tarafından olumlu ve belirleyici bir sinyal olarak algılanıyor. Fransa’nın eski Washington Büyükelçisi Gerard Araud, Türkiye’nin Ukrayna krizi sürecindeki hassas denge politikasının başarılı olduğuna dikkat çekiyor. Araud’a göre, olası bir Amerikan izolasyonu senaryosunda, Avrupa’nın Rusya baskısına karşı durabilmesi için Türkiye denklemde son derece önemli bir aktör konumunda bulunuyor.

Bölgesel Politikalar ve Örtüşen Çıkarlar

Geçmişte yaşanan krizlerin aksine, bugün iki ülkenin Orta Doğu ve Doğu Akdeniz çevresindeki çıkarları birçok noktada kesişiyor. Suriye’de mevcut yönetimin desteklenmesi, Lübnan’da güçlü bir merkezi otoritenin tesisi ve İsrail’in bölgedeki yayılmacı hamlelerine karşı sergilenen ortak tutum, Ankara ile Paris’i birbirine yaklaştıran etkenler arasında. İran konusunda ise her iki başkent barışçıl çözümlerden yana tavır alıyor. Ayrıca, İsrail’in Lübnan politikaları üzerinden Fransa’nın bölgedeki varlığından duyduğu rahatsızlık, Türkiye ve Fransa’nın diplomatik reflekslerini benzeştiriyor.

Savunma Sanayiinde Stratejik İşbirlikleri

Siyasi zemindeki bu yakınlaşma, doğrudan savunma sanayii alanına da yansımaya başladı. Türkiye’nin, Fransız-İtalyan konsorsiyumu tarafından üretilen SAMP/T hava savunma sistemlerini tedarik etme ve ortak üretim sağlama talepleri, siyasi gerilimler nedeniyle daha önce Fransa tarafından askıya alınmıştı. Ancak iddialara göre Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bu sürecin yeniden değerlendirilmesi ve taleplerin nasıl karşılanacağının incelenmesi yönünde talimat verdi.

Siyasi adımların ötesinde, şirketler arası işbirlikleri çoktan somutlaşmış durumda. Fransız savunma sanayii devi Safran ile Türk insansız hava aracı üreticisi Baykar arasında imzalanan stratejik ortaklık anlaşması dikkat çekiyor. Bu anlaşma kapsamında, Baykar’ın ürettiği SİHA’ların Safran’ın gelişmiş elektro-optik ve navigasyon sistemleriyle donatılması planlanıyor. Türkiye’nin savunma sanayiindeki ihracat rekorları ve ürettiği sistemlerin maliyet-etkin, dayanıklı yapısı, Avrupalı otoritelerin stratejik planlamalarında geniş yer tutuyor.

Çözüm Bekleyen Krizler: Ermenistan, Okullar ve Doğu Akdeniz

İkili ilişkilerdeki bu pozitif gelişmelere rağmen, masada hala çözülmeyi bekleyen derin pürüzler yer alıyor. Fransız düşünce kuruluşu IFRI uzmanlarına göre, taraflar müzakerelere devam etse de süreç düşük bir güven ortamında, “sistemik ve sembolik bir rekabet” gölgesinde ilerliyor.

Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleşme süreci, ciddi bir Ermeni diasporasına sahip olan Fransa için kritik bir ön koşul işlevi görüyor. Öte yandan, Türkiye’deki Fransız okullarına yönelik eğitim, vize ve denklik krizleri, karşılıklılık ilkesi çerçevesinde halen bürokratik düzeyde aşılabilmiş değil.

En zorlu başlıklardan bir diğerini ise Doğu Akdeniz oluşturuyor. Macron yönetiminin Yunanistan ile imzaladığı savunma anlaşmaları ve Atina’da verdiği dayanışma mesajları, Fransa’nın çok yönlü dış politika ilkesinin sınırlarını zorluyor. Türk diplomatik kaynakları ise Türkiye’nin Yunanistan’a yönelik bir tehdit oluşturmadığını, Fransa’nın Atina’yı önceleyen söylemlerinin daha çok silah satış stratejilerine dayanan kurgusal bir tutum olduğunu belirtiyor.

Gelecek Senaryoları ve Liderlik Değişimi

İki ülke arasındaki bu yeni vizyonun önündeki bir diğer belirsizlik, Fransa’nın kendi iç siyasi dinamiklerinden kaynaklanıyor. Macron’un yaklaşan görev süresinin sonu ve Marine Le Pen ya da Jordan Bardella gibi aşırı sağcı figürlerin potansiyel liderliği, diplomatik stratejilerde eksen kaymalarına yol açabilir. Bununla birlikte, siyasi kulislerde yer alan iddialara göre, Ankara olası bir senaryo değişikliğine karşı uzun süredir Fransız sağıyla da belirli kanallar üzerinden diplomatik iletişimini açık tutuyor. Avrupa’nın yeni güvenlik mimarisi, önümüzdeki yıllarda bu iki güçlü aktörün uzlaşı zemininde şekillenecek gibi görünüyor.

Bu Makaleyi Paylaş
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir