Tiran ve ülkenin güney kıyılarında günlerdir süren kitlesel protestolar durulmuyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın kızı Ivanka Trump ve damadı Jared Kushner’in yatırım şirketi Affinity Partners ile bağlantılı 1,4-1,6 milyar dolarlık lüks tatil kompleksi projesi, Arnavutluk’u ayağa kaldırdı. Çevresel yıkım kaygıları, şeffaflık eksikliği ve “ülke topraklarının yabancı sermayeye peşkeş çekilmesi” tepkisiyle binlerce Arnavut sokaklara döküldü.
Göstericiler “Arnavutluk satılık değil!”, “Arnavutluk bizimdir!”, “Ivanka, ellerini Narta’dan çek!” ve “Narta bizim!” sloganlarıyla yürüyor. Bazı eylemlerde İsrail ve Başbakan Binyamin Netanyahu karşıtı sloganlar da yankılanırken, anti-Siyonist bir hava bazı kesimlerde ve sosyal medyada belirginleşiyor. Halkın öfkesi ise net: “Bizim ülkemiz, bizim kararımız!”
Proje Ne? Neden Bu Kadar Tepki Çekiyor?
Proje, Arnavutluk’un güneyinde Vlora yakınlarındaki Zvernec / Vjosa-Narta koruma altındaki sulak alanları ve eski askeri ada Sazan’ı kapsıyor. Pembe flamingoların, göçmen kuşların, Akdeniz foklarının ve deniz kaplumbağalarının yaşadığı hassas ekosistemde lüks oteller, villalar ve turistik tesisler planlanıyor.
Hükümet 2024’te korunan alanlar yasasını ve Stratejik Yatırımcı Yasası’nı sessizce değiştirerek projeye “stratejik yatırımcı” statüsü verdi. Çevre örgütleri (PPNEA başta olmak üzere 40’tan fazla grup) ve yaklaşık 60 bin imzalı dilekçeyle projenin durdurulmasını talep ediyor. İnşaat makinelerinin bölgeye girmesiyle başlayan protestolar, 5-7. gününe girdi.
Halkın tepkisi sadece çevresel değil; egemenlik ve şeffaflık meselesi haline geldi. “Arnavutluk satılık değil” pankartları ve “Elini çek Vjosa-Narta’dan” dövizleri en çok öne çıkan mesajlar arasında.
Sokaklardaki Öfke: “Flamingo Devrimi”
Tiran’daki İskender Bey Meydanı’ndan Başbakanlık binasına yürüyen binlerce kişi (özellikle gençler), pembe flamingo maketleri ve şişme flamingolarla “Flamingo Devrimi” (Revolucioni Flamingo) sloganı attı.
Göstericiler polisle zaman zaman çatıştı; tazyikli su kullanıldı. Eylemciler “Bu proje Arnavutluk’u Dubai’ye çevirmek istiyor, doğamızı ve tarihimizi yok ediyor” diyor. Çoğu “Kalkınmaya karşı değiliz ama bu şekilde, bu sermaye ile ve bu gizlilikle olmaz” vurgusu yapıyor.
Bazı Türk medyası ve sosyal medya paylaşımlarında proje “İsrail bağlantılı Siyonist yatırım” olarak çerçevelenirken, Jared Kushner’in İsrail’le yakın bağları ve “en güçlü Siyonist isimlerden biri” olarak anılması, anti-Siyonist söylemi besliyor. Başbakan Edi Rama ise bu anlatıları “hibrit savaş” ve “antisemitik komplo teorileri” olarak nitelendiriyor. Rama, “Bu, benimle Netanyahu arasında Filistinlileri buraya yerleştirme anlaşması iddiası tamamen hayal ürünü” diyerek protestoların arkasında Arnavutluk ve İsrail düşmanlarının olduğunu iddia ediyor.
Arnavutluk’un Yahudileri kurtarma tarihiyle övünen Rama, ülkesinin antisemitizmle hiçbir ilgisi olmadığını vurguluyor.
Peki Halk Gerçekten Öfkeli mi?
Evet. Çevrimiçi ve sokak tepkileri güçlü. Çevre aktivistleri, muhalefet ve sıradan vatandaşlar “Hükümetimiz kendi halkına değil, yabancı milyarderlere hizmet ediyor” hissiyatını taşıyor. “Bizim ülkemiz bizim kararımız” ruhu hâkim.
Bazı eylemlerde Netanyahu ve İsrail karşıtı sloganların da atılması, konunun anti-Siyonist bir boyuta taşındığını gösteriyor. Ancak asıl motor güç çevre ve ulusal egemenlik kaygısı. Hükümetin “iş, turizm ve kalkınma” vaadi ise sokaklarda pek karşılık bulmuyor.
Olaylar Devam Ediyor
Protestolar 7. gününe yaklaşırken SPAK (Arnavutluk Yolsuzlukla Mücadele Kurumu) soruşturma başlattı. Başbakan Rama “Ben görevde olduğum sürece bu yatırım durmayacak” dese de halkın direnişi sürüyor.
Arnavutluk’ta Trump ailesi bağlantılı bu proje, sadece bir turizm yatırımı tartışması olmaktan çıktı; halkın “satılmayız” çığlığına dönüştü. Çevreci kaygılarla karışık egemenlik tepkisi ve bazı kesimlerde beliren anti-Siyonist hava, olayları daha da alevlendiriyor.
Arnavutluk halkı net mesaj veriyor: Doğa bizim, kıyılarımız bizim, karar bizim. “Arnavutluk satılık değil!”