İsviçre mülkiyet hukuku, tarihin en ilginç ve tartışmalı “mülk edinme” operasyonlarından birine sahne oluyor. 31 yaşındaki Jonas Lauwiner, İsviçre Medeni Kanunu’nda yer alan ve neredeyse unutulmuş bir maddeyi kullanarak, hiçbir ücret ödemeden toplam 117 bin metrekarelik devasa bir mülkiyetin sahibi oldu. Kendisini “İsviçre Kralı” ilan eden Lauwiner’in bu hamlesi, sadece bir mülk edinme hikâyesi değil, aynı zamanda kantonları ayağa kaldıran hukuki bir krize dönüşmüş durumda.
Yasal Boşluğun Anahtarı: Medeni Kanun 658. Madde
Olayın merkezinde, İsviçre Medeni Kanunu’nun 658. maddesi yer alıyor. Bu maddeye göre, tapu sicilinde sahibi bulunmayan veya sahibi tarafından açıkça terk edilmiş araziler, yerel makamlara usulüne uygun dilekçe veren kişiler tarafından bedelsiz olarak talep edilebiliyor. Lauwiner, eski tapu kayıtlarını ve kanton arşivlerini titizlikle inceleyerek bu statüdeki 148 farklı parseli tespit etti. Yapılan başvuruların ardından yasal süreçlerin tamamlanmasıyla, aralarında ormanlık alanların, stratejik geçiş yollarının ve irili ufaklı arsaların bulunduğu bu araziler resmen Lauwiner’in üzerine tescil edildi.
“Lauwiner İmparatorluğu” ve Sembolik Taç Giyme Töreni
Edindiği mülkleri basit bir yatırım aracı olarak görmeyen Lauwiner, bu süreci bir “devletleşme” projesine dönüştürdü. 2019 yılında Bern’deki bir kilisede düzenlenen sembolik törenle kendisini “Kral” ilan eden Lauwiner, Burgdorf yakınlarında eski bir fabrikayı “saray” olarak kullanmaya başladı. Mülkünün önünde sergilediği eski bir amfibi tank ve kendine has “saray kuralları” ile İsviçre basınında geniş yer bulan genç adam, kurduğu bu yapıya “Lauwiner İmparatorluğu” adını verdi.
Belediyelerle Yol Kavgası: “Ya Adımı Verirsiniz Ya Da 140 Bin Sterlin Ödersiniz”
Lauwiner’in edindiği arazilerin yaklaşık 80 tanesinin halkın ortak kullandığı veya belediye hizmetlerinin geçtiği yol segmentlerinden oluşması, krizi derinleştirdi. Özellikle Lucerne kantonunda yaşanan bir olay, konunun vahametini ortaya koydu. Belediyenin kullanmak istediği stratejik bir yolun tapusuna sahip olan Lauwiner, bu yolu belediyeye devretmek için iki seçenek sundu:
-
Yolun isminin resmi olarak “Jonas Lauwiner Caddesi” şeklinde değiştirilmesi.
-
Yolun devri karşılığında yaklaşık 150 bin İsviçre Frangı yaklaşık 140 bin sterlin nakit ödeme yapılması.
Bazı bölgelerde ise özel mülklerine ulaşmak için kendi arazisindeki yolları kullanan komşularından “yol bakım ve kullanım ücreti” talep etmeye başlaması, yerel halk ile “Kral” arasında soğuk savaş başlattı.
Kantonlar Acil Durum Moduna Geçti
Jonas Lauwiner’in bu girişimi, İsviçre’deki yasama organlarını da harekete geçirdi. “Hakkın kötüye kullanılması” iddiasıyla açılan davaların bir kısmı, işlemlerin mevcut yasaya tamamen uygun olması nedeniyle Lauwiner lehine sonuçlandı. Ancak bu durumun bir emsal oluşturmasından çekinen Jura ve Lucerne gibi kantonlar, mülkiyet yasalarında değişikliğe giderek “sahipsiz arazilerde öncelikli alım hakkının otomatik olarak kamuya geçmesi” yönünde yeni düzenlemeler hazırlıyor.
Hukukçular İkiye Bölündü
Hukuk otoriteleri olayı iki farklı perspektiften değerlendiriyor. Bir kesim, Lauwiner’in yaptığı işi “yasal bir deha ve sistemin açıklarını gösterme başarısı” olarak nitelerken; diğer kesim, kamu yararına olan alanların bu şekilde şahıs mülkiyetine geçirilmesini “mülkiyet hakkının ruhuna aykırı bir suistimal” olarak görüyor. İsviçre’nin bu “sahipsiz araziler” krizini nasıl çözeceği, dünya genelindeki mülkiyet hukuku tartışmaları için de önemli bir emsal teşkil edecek gibi görünüyor.