Türkiye’nin Bern Büyükelçisi Şebnem İncesu, Cumhuriyet’in ilanının 103. yıl dönümü münasebetiyle İsviçre’de düzenlenen özel resepsiyonda konuştu. Türk toplumu temsilcileri, İsviçreli kurum yetkilileri ve diplomatik misyon üyelerinin katıldığı etkinlikte Büyükelçi İncesu, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini ve Türkiye-İsviçre ilişkilerinin tarihi derinliğini vurguladı.
“Lozan Antlaşması ve Medeni Kanun Unutulmaz”
Büyükelçi İncesu, bir Türk diplomatı olarak İsviçre’de görev yapmanın özel bir ayrıcalık olduğunu belirterek, iki ülke arasındaki tarihi köprülere dikkat çekti:
-
Hukuki Temeller: 1923 yılında imzalanan Lozan Barış Antlaşması’nın ve 1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası hukuki çerçevesini çizen en önemli kilometre taşları olduğu hatırlatıldı.
-
100. Yıl Dönümleri: Genç Cumhuriyet’in 1925 yılında İsviçre ile imzaladığı Dostluk Antlaşması’nın yanı sıra, İsviçre medeni hukukundan ilham alınarak 1926 yılında kabul edilen Türk Medeni Kanunu’nun 100. yılının idrak edildiği vurgulandı. Fribourg Üniversitesinde eğitim gören ve Cumhuriyet döneminde Adalet Bakanlığı yapan Mahmut Esat Bozkurt’un bu süreçteki tarihi rolüne atıfta bulunuldu.
Ortak Değerler ve Küresel İşbirliği
Türkiye ve İsviçre’nin uluslararası arenada “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi ekseninde ortak hedefler paylaştığını belirten İncesu, barış, istikrar ve arabuluculuk konularındaki işbirliğinin önemine değindi:
-
İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en karmaşık silahlı çatışmaların yaşandığı mevcut küresel düzende, Türkiye ve İsviçre’nin Birleşmiş Milletler ve AGİT (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) nezdindeki ortak vizyonunun her zamankinden daha değerli olduğu ifade edildi.
-
2026 yılı boyunca iki ülke arasında güvenlik, ekonomi ve Afrika ile Orta Doğu’daki bölgesel gelişmelere dair geniş kapsamlı siyasi istişareler yürütüldüğü açıklandı.
Türk Toplumuna Birlik Çağrısı
Büyükelçi İncesu konuşmasının sonunda katılımcı Türk vatandaşlarına Türkçe seslenerek, Cumhuriyet’i koruma ve gelecek nesillere aktarma bilincinin önemini vurguladı. İsviçre’de yaşayan Türk toplumunun, iki ülke arasındaki dostluğu ve kültürel anlayışı pekiştiren en güçlü bağ olduğu belirtildi.


